Ayethadis.com Facebook’ta
Her gün Facebook üzerinden 1 ayet ve 1 hadis ile günlük dozlarını karşılamak isteyenleri sayfamıza bekliyoruz:
Her gün Facebook üzerinden 1 ayet ve 1 hadis ile günlük dozlarını karşılamak isteyenleri sayfamıza bekliyoruz:

Mekke fethedilmiştir. Müslüman olmakta inatlarını aşamayıp sona kalanlar şimdi, kendi istekleriyle sıraya girerek Hz. Muhammed (asv)’in önünde bağlılık sözü vermektedir. Bunlardan biri de amcasının katili, Mekke toplumunun yöneticisi Ebu Süfyan (ra)’ın eşi Hind’tir. Tam Müslümanlığını ilan edeceği sırada Hz. Muhammed (asv)’in gözleri Hind’in ellerine ilişir ve sözünü keserek bağlılık sözünü yarım bıraktırır:
“Ellerini temizleyip tırnaklarını kesmedikçe bağlılığını kabul etmem.”[3]
[3]Abdurrahman Azzam, Peygamberimizin Örnek Ahlakı, s.50.

9 – Gün gelir, bütün gizli haller ortaya dökülür.
10 – O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır.

Arkadaşlarından biri mescide girer… Saçı sakalı dağınık, birbirine karışmıştır. Hz. Muhammed (asv)’in yüz ifadesinin değişmesinden hoşnutsuzluğu belli olur. Mesajı alan arkadaşı hızla çıkar, tıraş olur, temizlenir ve geri dönerek O’nun (asm) önüne mahcup, gülümser bir edayla oturur. Hz. Muhammed (asv) de gülümsemektedir şimdi.
“Birinizin şeytan gibi saçı başı dağınık olması yerine, böylesi daha iyi değil mi?” der.[2]
[2]Abdurrahman Azzam, Peygamberimizin Örnek Ahlakı, s.50.

Başını eşi Hz. Ayşe (r.anha)’nin kucağına teslim etmiş, ruhunu da Allah’a teslim etmek üzeredir. Son saniyeleri sayılmakta, son nefesler alınıp verilmektedir. Ve bu dünyadan ayrılmadan önceki son işlerinden biri de, Hz. Ayşe (r.anha)’nin de yardımıyla dişlerini misvakla temizlemek olur. Rabbinin huzuruna temiz dişlerle, düzgün ve özenli bir üst başla gitmek için…[1]
[1]Prof. Dr. Hüseyin Algül, Alemlere Rahmet Hazreti Muhammed, s.163.

1 – Göğe ve “Tarık’a” kasem ederim.
2 – Tarık, bilir misin nedir?
3 – O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.
4 – Hiçbir kimse yoktur ki yanında bekçi bir melek bulunmasın. [13,11]
5 – Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün.
6-7 – O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı.

Mescidde arkadaşlarıyla beraberdir. İçeri hızla yabancı bir ulak girer. Elinde önemli bir diplomatik mektup bulunmaktadır. Medine’nin ve Müslümanların tamamen yabancısı olan ulak soluk soluğa sorar:
“Bu halkın efendisi kimdir?”
O sırada Hz. Muhammed (asv) ayaktadır ve oturmakta olan arkadaşlarına kendi elleriyle ikramda bulunmaktadır. Ulağın sorusunu duyunca hiç düşünmeden cevap verir:
“Bir halkın efendisi ona hizmet edendir.”
Hiç düşünmeden verilen bu cevapla, ulağın sorusunu cevaplamış, arkadaşlarına ve bütün Müslümanlara nezaket dersi vermiş ve siyaset felsefesine önemli bir prensip koymuştur. Hem de hiç düşünmeden bir anda, aynı cümleyle…[5]
[5]Gerçeğe Doğru (II). s. II-23.

17-18 – Nitekim o orduların, Firavun ve Semûd milletlerinin başlarına gelenleri mutlaka öğrenmişsindir.
19 – Fakat kâfirler yine de dini yalan saymaya devam ediyorlar.
20 – Ama ne yaparlarsa yapsınlar,
Allah’ın hükmünden kaçamazlar.
Zira Alllah, ilmi ve kudretiyle onları, arkalarından kuşatır.
21-22 – Hayır, hayır! Kur’ân onların iddia ettikleri gibi beşer sözü değildir.
O, Levh-i Mahfuzda olan pek şerefli bir Kur’ân’dır.

Medineli Yahudilerden biri karşısına geçer, elinde bir parça ekmek vardır. Çevrelerini, Yahudi, Müslüman, putperest, münafık birçok insan sarmış onları izlemektedir. Yahudi ekmeği göstererek sorar:
“Ey Muhammed! Bu benim rızkım mıdır?”
Tuzak bellidir. Hz. Muhammed (asv) “Evet” derse, ekmeği yemeyip atacak… “Hayır” derse, bu defa yiyecek ve her durumda O’nu yalanlayıp, insanlar karşısında küçük düşürmeye çalışacaktır.
Hz. Muhammed (asv) uzun boylu düşünmeden cevap verir:
“Eğer yersen rızkındır!”[4]
[4]Gerçeğe Doğru (I), s. V-34.

12 – Senin Rabbinin darbesi çok müthiştir.
13 – O ilkin yaratır, sonra öldürüp tekrar diriltir.
14 – O gafurdur (mağfireti boldur), vedûddur (kullarını sever, onlar tarafından da sevilir).
15 – O Arş sahibidir, şanı pek yücedir.
16 – Dilediği her şeyi yapar.