• Ubâde İbnu’s-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hurmalıkların akar su ile sulanmaları hususunda şöyle hükmetti: “Suyun başından itibaren önce üsttekiler aşağıdakilerden önce sular. Su ökçeye (çıkacak kadar akmaya) bırakılır. Sonra su bitişikteki aşağıya bırakılır. Bahçeler bitinceye veya su tükeninceye kadar böyle yapılır.”SUYUN TAKSİMİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6726
  • Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâla, Hz. Âdem (aleyhisselâm)’ı yarattığı ve ruh üflediği zaman, Âdem hapşırdı ve elhamdülillah diyerek, izni ile Teâla’ya hamdetti. Rabbi de ona:Ey Âdem, yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin), (mukarreb) meleklerden şu oturan gruba git ve Esselâmu aleyküm” de!” dedi. (Hz. Âdem öyle yaptı. Hitab ettiği melekler):Ve aleyke’s-selamu ve rahmetullahi ve berekâtuhu! diye karşılık verdiler. Sonra Âdem (aleyhisselam) Rabbine döndü. Rabbi ona:Bu cümle senin ve evlâdlarının aralarındaki selâmlaşmadır dedi.Allah Teâla hazretleri, elleri kapalı olduğu halde Âdem’e:Dilediğini seç! dedi. Hz. Âdem:Rabbimin sağ elini seçtim! Rabbimin iki eli de sağdır, mübarektir dedi. Sonra Allahu Teâlâ hazretleri sağ elini açtı. İçinde Hz. Âdem ve onun zürriyeti(nin emsâlleri) vardı. Hz. Âdem (aleyhisselâm):Ey Rabbim, bunlar nedir? dedi. Rabb Teâla:Bunlar senin zürriyetindir dedi. Her insanın iki gözünün arasında ömrü yazılıydı. Aralarında biri hepsinden daha parlak, daha nurlu idi. Hz. Âdem:Ey Rabbim ! Bu kimdir? dedi. Rabb Telâla hazretleri:Bu senin oğlun Dâvud’dur. Ben ona kırk yıllık ömür takdir ettim dedi. Âdem aleyhisselam:Ey Rabbim onun ömrünü uzat! talebinde bulundu. Rabb Teâla:Bu ona takdir edilmiş olandır! deyince, Âdem:Ey Rabbim, ben ona kendi ömrümden altmış senesini verdimdiye ısrar etti. Bunun üzerine Rabb Teâla:Sen ve bu (talebin berabersiniz). buyurdu.Sonra Âdem cennete yerleştirildi. Allah’ın dilediği kadar orada kaldı. Sonra cennetten (arza) indirildi. Âdem burada kendi ecelini yıl be-yıl sayıp hesaplıyordu. Derken ölüm meleği geldi. Hz. Âdem (aleyhisselam) ona:Acele ettin, erken geldin. Bana bin yıl ömür takdir edilmişti! dedi.Melek:İyi ama sen oğlun Dâvud a altmış senesini verdin dedi. Ne var ki O bunu inkâr etti, zürriyeti de inkâr etti; o unuttu, zürriyeti de unuttu. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilâve etti: “O günderı itibaren yazma ve şahidlik emredildi.”Tirmizî, Tefsir, Muavvizateyn (3365). Bu hadis A’raf süresinin tefsirinde geçti. Orada son cümle yoktur.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1671
  • Zeyd İbnu Eslem, Beni Eslem’den bir adamdan, o da sahabi olan babası radıyallahu anh’tan naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a akikadan sorulmuştu. Şu cevabı verdiler: “Ben ukûku (isyan) sevmem!” Böyle demekle, sanki akika ismini kullanmaktan hoşlanmadığını ifade etmişti. Şunu ilave ettiler: “Kimin bir evladı olur da, ona bedel kurban kesmek isterse, bunu yapsın.”Muvatta, Akika 1, (2, 500).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3940
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Uhud (savaşı) gününde Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bir dişi kırıldı ve başından yaralandı. Kan yüzüne akmaya başladı. Yüzündeki kanı hem siliyor hem de: “Kendilerini AIlah’a çağıran peygamberlerinin yüzünü kana boyayan bir kavim nasıl ıslah olur?” diyordu. Allah Teâla hazretleri (sanki bu sözleri tevekküle uygun bulmayarak) şu ayeti inzal buyurdu:Kullarımın tedbir ve idaresinden senin elinde birşey yoktur ve sen onların inkârlarından mes’ul değilsin. Allah dilerse onlara tevbe nasip eder, dilerse zalim oldukları için onlara azab verir (Âl-i İmran 128).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7174
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Uhud (savaşı) gününde Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bir dişi kırıldı ve başından yaralandı. Kan yüzüne akmaya başladı. Yüzündeki kanı hem siliyor hem de: “Kendilerini AIlah’a çağıran peygamberlerinin yüzünü kana boyayan bir kavim nasıl ıslah olur?” diyordu. Allah Teâla hazretleri (sanki bu sözleri tevekküle uygun bulmayarak) şu ayeti inzal buyurdu:Kullarımın tedbir ve idaresinden senin elinde birşey yoktur ve sen onların inkârlarından mes’ul değilsin. Allah dilerse onlara tevbe nasip eder, dilerse zalim oldukları için onlara azab verir (Âl-i İmran 128).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7174
  • Ebu Gatafân el-Mürrî’nin anlattığına göre, babası Tarîf, ihramlı iken bir kadınla evlenmiş ise de Hz. Ömer (radıyallahu anh) bu nikâhı reddetmiştir.Muvatta, Hacc 71, (1, 349).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1214
  • Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “(Bir gün) Ey Allah’ın Resülü! Emr-i bi’l-ma’ruf ve’n-nehy-i ani’l-münker’i ne zaman terketmeliyiz?” diye sorulmuştu. Aleyhissalâtu vesselâm şu cevabı verdi: “Aranızda, sizden önceki milletlerde zuhur etmiş olan şeyler zuhüra başladığı vakit.”Biz: “Bizden önceki ümmetlerde ne zuhür etmişti?” diye sorduk.Hükümdarlık küçüklerinizin elinde olduğu, fuhuş (her çeşit çirkin ve kirli işler) büyüklerinizce işlendiği, ilim de rezillerinizin eline geçtiği vakit buyurdular.”Râvi Zeyd İbnu Yahya der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın “ilim rezillerinizin eline geçtiği vakit” sözünün mânasının açıklanması, “İlmin, fasıkların (haramı alenen işleyen, farzları alenen terkeden) eline geçmesi demektir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7168
  • Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “(Bir gün) Ey Allah’ın Resülü! Emr-i bi’l-ma’ruf ve’n-nehy-i ani’l-münker’i ne zaman terketmeliyiz?” diye sorulmuştu. Aleyhissalâtu vesselâm şu cevabı verdi: “Aranızda, sizden önceki milletlerde zuhur etmiş olan şeyler zuhüra başladığı vakit.”Biz: “Bizden önceki ümmetlerde ne zuhür etmişti?” diye sorduk.Hükümdarlık küçüklerinizin elinde olduğu, fuhuş (her çeşit çirkin ve kirli işler) büyüklerinizce işlendiği, ilim de rezillerinizin eline geçtiği vakit buyurdular.”Râvi Zeyd İbnu Yahya der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın “ilim rezillerinizin eline geçtiği vakit” sözünün mânasının açıklanması, “İlmin, fasıkların (haramı alenen işleyen, farzları alenen terkeden) eline geçmesi demektir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7168
  • Ebu Davud’un bir rivayetinde: “…Doğrusu şeytanlar, sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar…” (En’âm, 121) ayetiyle ilgili olarak, İbnu Abbas şu açıklamayı yapar: Yani “Allah’ın öldürdüğü” diyerek meyteyi (kesilmeksizin, kendiliğinden ölen hayvanı) kastederek: “Onu niye yemiyorsunuz? derler.” işte bunun üzerine Cenâb-ı Hakk: “Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz siz müşrik olursunuz” ayetini indirdi. Bundan sonra da: “Üzerine Allah’ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin…” ayeti indi.”Ebu Davud, Edâhi 13, (2818).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 603
  • Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kabrin kireçlenmesini, üzerine bina yapılmasını, üzerine oturulmasını, üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı.”Müslim, Cenâiz 94, (970); Ebu Dâvud, Cenâiz 76, (3225, 3226); Tirmizî, Cenâiz 58, (1052); Nesâî, Cenâiz 96, (4, 86, 88).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5434