“Keşke” demek başlı başına günah değildir. Müslim’deki hadis, başa gelen bir musibet karşısında kadere itiraz eden ve boş yere hayıflanan “keşke”den sakındırır. Hz. Peygamber’in kendisi de hayırlı bir şeyi temenni ettiği sözler söylemiştir.
Müslim’deki hadis: Musibetten sonra “keşke” deme
“Kuvvetli mümin zayıf / güçsüz müminden daha hayırlıdır, Allah’a daha sevimlidir, ama her ikisinde de hayır vardır. Sana faydalı olan işleri yapmaya gayret göster! Allah’tan yardım dile ve acizlik gösterme! Şayet başına bir musibet gelirse, ‘Keşke bunu şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu…’ deme! Fakat ‘Bu Allah’ın takdiridir, o, dilediğini yapar.’ de! Çünkü ‘Lev = Keşke’ kelimesi şeytanın işine yol açar.”
(Müslim, Kader 34, hadis no. 2664; İbn Mâce, Mukaddime 10)
Hadis Sahîh-i Müslim’de yer alır. İlk cümlesini sitemizde daha önce Kuvvetli mü’min başlığıyla paylaşmıştık.
“Keşke deme” sözü hadisin sonunda gelir. Hz. Peygamber önce güçlü bir mümin olmayı, faydalı işe gayret etmeyi, Allah’tan yardım istemeyi ve acizlik göstermemeyi emreder. Bütün bunlardan sonra başa bir musibet gelirse hayıflanmak yerine “Bu Allah’ın takdiridir” demek gerekir. Sakındırılan, olup bittikten sonra geçmişe takılıp kalmaktır; “Allah takdir etti” sözü elden gelen yapıldıktan sonra söylenir.
Diyanet de kaderi bahane edip çalışmayı bırakmanın ve gerekli tedbirleri almamanın İslam’ın kader anlayışıyla bağdaşmadığını belirtir.
Âl-i İmrân 156: Ölenler için “yanımızda olsalardı” diyenler
Kur’an, sefere ya da savaşa çıkıp ölen kardeşleri için “yanımızda olsalardı ölmezlerdi” diyen inkârcılara benzememeyi emreder:
“Ey iman edenler! Sizler, sefere çıkan veya savaşa giren kardeşleri hakkında -Allah sonunda bunu kalplerinde bir hasret acısı kılsın diye- ‘Onlar yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi.’ diyen inkârcılar gibi olmayın.”
(Âl-i İmrân 3:156, Diyanet Kur’an Yolu meali)
Kur’an Yolu tefsirine göre bu kişiler ilâhî takdire inanmıyor, ölümü yalnızca görünen sebeplere bağlıyordu. “Keşke onları göndermeseydik” türü sözler de üzüntülerini artırıyordu. Hadisin yasakladığı hayıflanma bu türdendir.
Hadîd suresi, başa gelen musibetin önceden yazılmış olduğunu bildirmenin amacını açıklar:
“Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap’da bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır. Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.”
(Hadîd 57:22–23, Diyanet meali)
Hz. Peygamber’in temennisi ve ahiretteki pişmanlık
Hz. Peygamber, Allah yolunda şehit olup yeniden diriltilmeyi ve tekrar şehit olmayı temenni etmiştir (Buhârî, Temennî 1; Müslim, İmâre 103). İmam Buhârî de Sahîh’inde temenniye ayrı bir bölüm (Kitâbü’t-Temennî) ayırmıştır.
Kur’an ayrıca ahirette pişmanlıkla söylenecek keşkeleri haber verir:
- “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım” (Furkan 25:27–29)
- “Keşke Allah’a itaat etseydik” (Ahzâb 33:66)
- “Keşke sağlığımda bu hayatım için hazırlık yapsaydım” (Fecr 89:24)
Nevevî’ye göre yasağın derecesi
İmam Nevevî, Müslim şerhinde hadisteki yasağı tenzîhî kabul eder (Nevevî, Şerhu Müslim, 16/215–216). Tenzîhî yasak, sakınılması güzel olan ama söyleyeni günahkâr yapmayan yasaktır. HadeethEnc’teki açıklamaya göre de yasaklanan, kadere itiraz ederek ve olup bitene öfkelenerek söylenen “keşke”dir.
Kazadan sonra keşke, namaz için keşke
“Keşke o yoldan gitmeseydim, kaza olmazdı” sözü hadisin sakındırdığı türdendir, çünkü insanı geçmişe bağlar. Böyle bir durumda tedbiri gözden geçirmek, “Allah takdir etti” demek ve önüne bakmak gerekir. “Keşke namazlarımı daha düzenli kılsaydım” ise hatayı fark edip düzeltme isteğidir; bu pişmanlık bugünden telafiye çevrilebilir. Hadisin hedef aldığı, musibetten sonra kadere itiraz eden tavırdır.
Kaynaklar
- Müslim, Sahîh, Kader 34 (no. 2664); İbn Mâce, Mukaddime 10. Türkçe metin: Sorularla İslamiyet. Sahihlik ve açıklama: HadeethEnc, Hadis 5493.
- Nevevî, Şerhu Müslim, 16/215–216 (Sorularla İslamiyet aracılığıyla).
- Âl-i İmrân 3:156, Diyanet Kur’an Yolu Meal ve Tefsiri, I, 698–699 (metin).
- Hadîd 57:22–23, Diyanet meali (metin).
- Buhârî, Temennî 1; Müslim, İmâre 103.
- Diyanet’in kader ve tedbir hakkındaki açıklaması (İslam ve İhsan aracılığıyla).








