İranlı arkadaşı Selman anlatmaktadır:
Öğleye yakın bir vakitti. Mescid’te oturuyorduk. Hasan (ra)’la Hüseyin (ra)’in kayboldukları haberi geldi. Kendisiyle beraber herkes Medine ve etrafına dağılarak, çocukları aramaya başladık. Nihayet ben bir dağın eteğinde onları buldum. Birbirlerine korku içerisinde sarılmışlar, kıpırdamadan az ötelerinde duran bir yılana bakıyorlardı. Yılan ise başını onlara doğru uzatarak, dilini çıkarmış, tıslıyordu… Allah’ın Elçisine seslendim, hemen geldi. Durumu görünce yılanın üzerine seğirtti ve yılan kaçtı. O da torunlarının yanına döndü. Şimdi elini yüzlerine sürerek korkularını gidermeye çalışıyor, bir yandan da:
“Anam babamsınız, Allah katında ne kadar değerlisiniz.” diyordu.
Çocukların korkusu yatışınca her birini bir omuzu üstüne alarak yavaş yavaş Medine’ye doğru yürümeye başladı.[8]

[8]M. Yusuf Kandehlevi. a.g.e., III/34l