Hz. Muhammed (asv) Mekkelilerin kendisini ön yargısız bir biçimde dinlemeye yanaşmamaları üzerine, çevre kabilelere yönelir. Yıllarca da onlara seslenmeye çalışır. Bunlar kendinin ve Müslümanların en zorlu yıllarıdır. Hemen hiçbirinden olumlu yanıt alamaz. Ta ki Medinelilerle karşılaşıncaya kadar. En sonunda Mekke yakınlarında Akabe denen bir yerde birbirleriyle sözleşirler. Yetmiş civarında Medineli yeni Müslüman, bütün dünyaya karşı koyma pahasına da olsa, O’nu (asm); kadınlarını ve çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına söz verirler. Ama içlerinden biri merak edip sorar:
“Ey Allah’ın Elçisi! İlerde başarılı olursan tekrar kendi akrabalarına ve şehrine dönmeyecek misin?”
O kendinden emin cevap verir:
“Kanınız, kanım… Mezarlığınız, mezarım… Ben sizdenim, siz de bendensiniz…”
Ve aynen de öyle olur. Bir gün Mekkeyle beraber bütün Arabistan yarımadası O’nun (asm) egemenliğini kabul eder. Ama O (asm) söz verdiği gibi her seferden sonra Medine’ye döner. Vefat edinceye kadar Medine O’nun (asm) evi ve vatanı olur. Orada vefat eder, oraya gömülür. Hala da Medine’dedir.[11]

[11]M. Yusuf Kandehlevi, a.g.e., I/112,303.