Bir arkadaşı yanına gelerek, dilenir. Bundan hoşnut olmaz, herkesin kendi ayakları üzerinde durmasından ve kimseye yük olmamasından yanadır. O’nu bir şeyler verip göndereceği yerde, sorar:
“Evinde para eder eşyan var mı?”
“Örtü ve yatak olarak kullandığım bir çul ve su içtiğim bir kap var.”
“Git onları getir!”
Eşyalar mescide gelince açık arttırmayla satışa çıkarılır. İki gümüşe satılır. Hz. Muhammed (asv) paraları uzatarak: Bir gümüşle yiyecek al. Diğeriyle de bir balta alarak bana getir.
Arkadaşı söylenenleri yapar. Elinde balta ile geldiği sırada Hz. Muhammed (asv) kendi elleriyle baltaya bir sap hazırlamaktadır. Ve baltayı sapa takarak, arkadaşına uzatır.
“Şimdi ormana git, odun kes ve sat. On beş gün sonra görüşelim.” der.
Arkadaşı on beş gün sonra gelir. Yüzü gülmektedir.
“Ey Allah’ın Elçisi! On gümüş biriktirdim.” diyerek paralarını gösterir. Allah’ın Elçisi de gülmektedir şimdi:
“Bunlarla biraz yiyecek ve giyecek al. İhtiyaçlarını gör ve unutma, kendi kendine yetmek bir insan için dilenmekten daha onurludur. Dilenmek sadece hasta ve sakat olanlar içindir.”[7]

[7]Afzalur Rahman, a.g.e., III/212.