Bazı yolculukları sırasında kendisine hizmet eden arkadaşlarından Ebu Zür’a anlatmaktadır:
“Bir yolculukta beni de devesinin terkisine bindirmişti. Zaman zaman deveyi hareketlendirmek için kullandığı kamçı farkında olmaksızın benim bacağıma da çarpıyor ve canımı yakıyordu. Bir süre sonra durumu fark etti ve sordu:
“Ey Ebu Zür’a yoksa kamçım sanada mı değiyor?” Ben, mahcup cevap verdim:
“Evet, ey Allah’ın Elçisi!”
Sesini çıkarmadı. Bir süre sonra kendisine ait savaş ganimetlerinin bulunduğu bir yere vardık. Oradaki koyunlardan yüz yirmi tane ayırarak bana hediye etti ve:
“Ey Ebu Zür’a, bu koyunlar yolda farkında olmaksızın canını yakmış olmama karşılıktır.” dedi.[16]

[16]İbrahim Refik, Güllerin Efendisi, shf: 208.